Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
2017/11769 E.
2018/4804 K.
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalının kiracı olarak bulunduğu dava konusu taşınmazı 24.02.2015 tarihinde ticari faaliyette bulunmak amacıyla satın aldığını, kiralanana ihtiyacı olduğunu 22.06.2015 tarihli ihtarname ile davalıya bildirdiği halde davalının tahliyeye yanaşmadığını belirterek TBK’nun 347 ve 350. maddeleri gereğince kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-) Davacının ihtiyaç sebebine dayalı tahliye talebinin temyiz incelenmesine gelince;

Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse, 6098 sayılı TBK’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davasını belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açabileceği düzenlemesine göre; dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir.

Somut olayda; önceki malik ile davalı arasında 01.01.2014 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, dava dilekçesinde TBK’nun 350. maddesine dayanarak ihtiyaç sebebi ile tahliye isteminde bulunmuştur. Aynı kanun’un aynı maddenin son fıkrası gereğince belirli süreli sözleşmelerde sözleşmenin sonunda bir ay içinde sözleşmeye dayanarak ihtiyaç nedeni ile tahliye davası açılabileceği düzenlenmiştir. Davacı, önceki malik ile davalı arasında imzalanan 01.01.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesine göre davasını 15.01.2016 tarihinde bir aylık süre içerisinde açtığından dava süresinde olup, davanın esası ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

-İLETİŞİME GEÇİN-
Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumlara bak