Ülkemizde Finansal Kiralama Kanunu 10.06.1985 yılında yayınlanmıştır. 3226 Sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile TMS 17 arasında önemli ölçüde yakınsama sağlanmıştır. (Türkiye Muhasebe Standardı (TMS) 17’de finansal kiralama bir varlığın mülkiyet hakkına sahip olabilmekten kaynaklanan her türlü risk ve yararların devredildiği sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Sözleşme süresi bitiminde, mülkiyet hakkı devir edilebilir veya devredilmeyebilir.(TMS 17, mad.4). Finansal kiralama sözleşmesine taşınabilen ya da taşınamayan mallar konu olabilmektedir.)

Finansal Kiralama Sözleşmesi Nedir?

Finansal kiralamanın esası, bir mal üzerindeki mülkiyet hakkının içerdiği kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerinin (TMK. m. 683/I) parçalanıp, kullanma ve yararlanma yetkilerinin kiracıya, tasarruf yetkisinin ise kiralayana bırakılmasına dayanır

Kabaca belirtmek gerekirse, genel olarak  “Leasing (finansal kiralama), bir yatırım malının mülkiyeti leasing şirketinde kalarak belirlenen kiralar karşılığında kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede belirtilen sözleşmesüresi sonunda mülkiyetinin kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemidir” şeklinde açıklanabilir. Türkiye’deki uygulamada “leasing” kelimesinin yerine birçok yeni kavram türetilmiştir. Ancak bu kavramlardan hiç birinin tam olarak “leasing” kelimesinin karşılığını veremediği gerçeği karşısında Türkçede yazılmış birçok çalışmada ve Avrupa ülkelerinin birçoğunda söz konusu kavramlar yerine “leasing” kelimesi tercih edilmiştir.

Finansal kiralamada tarafları; Satıcı (supplier), kiracı (Lesse), ve kiralama Şirketi (Lessor) oluşturmaktadır. FFFK (Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu) m.3/I-ç maddesine göre, bir işlemin finansal kiralama işlemi sayılabilmesi için işlemin;

  1. Finansal kiralama sözleşmesine dayanması
  2. Yetkilendirilen kiralayan tarafından finansman sağlamaya yönelik yapılması
  3. a-) bir malın mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi;
    b-) kiracıya kira süresi sonunda malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması,
    c-) kiralama süresi içerisinde malın ekonomik ve fiziki ömrünün %80’den daha büyük bir bölümünü kapsaması ya da,
    d-) Leasing’e göre kiracı tarafından yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının malın rayiç bedelinin %90’dan daha büyük bir değeri oluşturması

hallerinden herhangi birini sağlayan bir işlem olması gerekmektedir.

Finansal kiralama sözleşmesi ise, FFFK. m. 18’de tanımlanmıştır. Buna göre finansal kiralama sözleşmesi; “Kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir.” Ancak, hemen belirtelim ki, bir yandan FFFK. m.2/3 ile “Finansal kiralama şirketlerince yapılan faaliyet kiralaması işlemleri hakkında bu Kanunun finansal kiralama işlemlerine ilişkin hükümleri uygulanmaz.” hükmü, diğer yandan da “Tanımlar” başlıklım.3/I-b’de “Faaliyet kiralaması: Finansal kiralama dışında kalan kiralamayı” oluşturur hükmüyle faaliyet kiralaması bu Kanunun kapsamı dışında bırakılmıştır.

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Şekli

Finansal kiralama sözleşmesinin geçerli olarak hukuk düzeninde hüküm ve sonuçlarını doğurması için noter tarafından düzenleme şeklinde hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca, sözleşmenin noter tarafından düzenlenmesinden sonra sözleşmenin şerhi veya kaydı işlemleri, sözleşmenin geçerlilik unsurlarından olmayıp şerh ve kayıt ile finansal kiralama sözleşmelerinin, üçüncü kişiler nezdinde aleniyeti sağlanmaktadır. (Aksi görüş benimsenirse, şekle aykırılık bir tür iptal edilebilirlik haline dönüşeceğinden ve Borçlar Kanununda ise sadece hata, hile, ikrah ve gabine bu sonuç bağlandığından butlan ve iptal edilebilirlik dışında üçüncü bir hükümsüzlük türü düzenlenmediğinden şekle aykırılıktan dolayı ortaya çıkacak hükümsüzlüğün kesin hükümsüzlük yerine kendi özgü hükümsüzlük olduğundan hareketle hâkimin re’sen dikkate alamayacağı ve hükümsüzlüğün sonradan düzelebileceği yönündeki doktrinde yeni bir eğilimin ileri sürdüğü görüş eleştirilmektedir (OĞUZMAN-ÖZ, s.124).)

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 04.04.2000 tarihli 2000/2465 E. ve 2000/2609 K. sayılı, 09.03.2006 tarihli 2006/90 E. ve 2006/2202 K. sayılı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 13.05.2002 tarihli 2002/1899 E. ve 2002/2482 K. sayılı kararlarında finansal kiralama sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için düzenleme şeklinde noterlikçe yapılması gerektiği kabul edilmiştir.

Finansal Kiralama sözleşmesinin düzenleme şeklinde uyulmadan bir sözleşme kurulması halinde geçerli bir finansal kiralama sözleşmesi kurulmuş olmayacağından, FKK ile ilgili yönetmelik ve tebliğlerin de uygulanması söz konusu olamayacaktır.

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Tescili ve Şerhi

FKK’nin 8. maddesinde sözleşmenin noterlikçe yapılması yanında finansal kiralama sözleşmesine konu malın niteliğine göre farklı hukuki işlemler öngörülmüştür.

Buna göre; “Taşınır mala dair sözleşme, kiracının ikametgâhı noterliğinde özel sicile tescil edilir. Taşınmaz mala dair sözleşme ise taşınmazın bulunduğu tapu kütüğünün beyanlar hanesine, gemilere dair sözleşmeler ise gemi siciline şerh edilir. Tescil veya şerhden sonra, üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki aynî hak iktisapları kiralayana karşı ileri sürülemez. Yurt dışında yerleşik kiralayan şirketin Türkiye’de şubesi yoksa sözleşmeler Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca tescil edilir

Tescil ve/ya Şerhin finansal kiralama sözleşmesi için bir geçerlilik şartı olup olmadığı konusunda öğretide ve yüksek yargı kararlarında ortak/istikrarlı bir görüşün olmadığı söylenebilir.

Yüksek Yargının Yaklaşımı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.02.2003 tarihli 2003/1052 E. ve 2003/3713 K. sayılı, 18.12.2003 tarihli 2003/21691 E. ve 2003/25654 K. sayılı kararlarında ise “… Bu kira sözleşmesinin 3226 sayılı Yasa’nın koşullarında yapılıp yapılmadığı özellikle sözleşmenin geçerlilik şartı olarak anılan Yasanın 8. maddesi gereğince kiracının ikametgâhı noterliğindeki özel sicile tescil edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği” şeklinde belirtilmiş,

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 27.06.2003 tarihli 2002/2957 E. ve 2003/6938 K. sayılı kararı: “… Görüldüğü gibi kanun finansal kiralama sözleşmesini sicile işlemenin üçüncü kişilerin iyiniyetini ortadan kaldıran bir fonksiyonu olacağını kabul etmektedir. Bu nedenle, özel sicile kaydedilme finansal kiralama sözleşmesinin geçerlilik koşulu değildir. Sözleşme tescil edilmese dahi geçerli ve tarafları hukuken bağlar”.

Noterler Birliğinin Yaklaşımı:

  • 16.11.1994 tarih ve 73 numaralı genelgede, Adalet Bakanlığı’nın yazısında “Kanunun söz konusu hükmü karşısında Finansal Kiralama Sözleşmelerinin herhangi bir noterlikte düzenleme şeklinde yapılmasının mümkün bulunduğu, ancak bu sözleşmenin ayrıca kiracının ikametgâhı noterliğindeki özel sicile tescilinin zorunlu bulunduğu” bildirildiği ve buna göre hareket edilmesi gerektiği açıklanmıştır.
  • 12.12.2002 tarihli 47 numaralı genelgesinde, “3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nun 8. maddesinin amir hükmü gereğince, tescil için bir talep veya beyana gerek olmaksızın bu tür sözleşmelerin hüküm ifade edebilmesi için tescilinin zorunlu olduğuna ve kendisine tescil için sözleşme gönderilen noterliğin sadece tescil ile görevli olup, bazı noksanlıklar nedeniyle tescil istemini reddetmemesi gerektiğine
  • 14.06.2006 tarihli 43 numaralı genelgesinde, “… finansal kiralama sözleşmesinin tescili, maddenin gerekçesinde ifade edildiği üzere, sözleşme konusu malı kiracı şirketten alan üçüncü kişilerin iyiniyet iddialarını ortadan kaldırmak suretiyle kiralan şirketin menfaatlerini koruyan bir işlemdir” denilerek sözleşmenin tescilinin gerekmediğine karar verilmiştir.

Finansal Kiralamanın Avantajları ve Dezavantajları

1-) Finansal Kiralamanın Avantajları

  • Maliyetinin düşük olması
  •  Risk düzeyinin fazla olmama durumu
  •  Esnek olması
  •  Yüzde yüz finansman sağlaması
  •  Likitleri farklı yatırım amaçlarıyla kullanması
  •  İşlemleri olduğundan daha az süre içerisinde bitirmesi
  •  Uzun vadede finansman olanağı verilmesi
  • Ölçek ekonomi ile fayda sağlayabilmesi
  • Mala sahip olma imkanı sağlaması
  • İflas olması ile haciz söz konusu olmaması
  • Kredi verebilme alternatifi olması ve bu alternatifin gizli kalması
  • Ülke ekonomisi üzerinde etkili olarak karlı olması
  • Vergi ödemelerinde fayda sağlaması
  • Bilanço yönünden kiralama avantajı
  • Vergisel Muafiyetler sağlaması
  • İthalat avantajı sağlaması
  • KDV avantajı ve Yatırım Teşviklerinden yararlanabilme (Uzunoğlu, 1993)

– Kiracının Avantajları

319No’lu VUK’un tebliğinde; müstecirin kiralamaya konusu mal ile sözleşme ile doğabilecek ödeme ve tahsillerin değer elde edilmesi ve amortisman ayrılması aşağıda verilen açıklamalar dahilinde olacaktır.

Finansal kiralama konusu olan varlığın kullanım hakkı ve sözleşme nedeniyle üstlenilen yükümlülüğün, kiralama konusu varlığa biçilen değer üzerinden ya da sözleşme açısından fayda getirecek kira ödemelerinin bugünkü değerinin altında olması koşulu ile değerlendirilmektedir. Finansal kiralamaya konu olan varlığın, kullanma hakkını aktifte yer alacak şekilde kayıt işlemi yapmalı ve bu varlığa istinaden kiralayan taraf ise yükümlülüğünü pasif tarafta kayıt işlemine almalıdır.

Finansal kiralamaya mevzu varlığın, yararlanma hakkı kiracının aracılığıyla etkinleştirilecektir. VUK’ un üçüncü kitabın üçüncü bölümün birinci kısmı ile alakalı resmi bildirisinde kiralama konusu varlık için ilgili usul ve esaslar ile ilgili amortisman ayrılacaktır. Kiralama konusu varlığın Kanunun Mükerrer 298’ inci maddesi uyarınca tekrardan değerlemeye tabi tutulacaktır. Diğer bir ifadeyle, kullanım hakkı, Vergi Usul Kanunu ile ilgili genel tebliğlerde varlığa istinaden tespit edilerek amortismana tabi tutulacaktır. Sözleşmeyi fesh etme halinde kalan dönemlerin ilgili varlığın amortismanı tekrardan hesaplanacaktır.
Finansal kiralama sözleşmesi yapılmakta olan kira ödemelerinin, borç anapara ödemesi ve faiz giderinden ayırarak ödemelerin bitmesiyle kalan borç tutarlarına endekslenerek dönemsel faiz oranı sağlayacak usulde yapılmalıdır. Kiralayanın yorumlayabilmesi ‘’her bir dönem sonu’’ ifadesi, kullanması yapacağı kira ödemelerinin tarihini belirlemektir.

Finansal kiralama yükümlülüklerini VUK’ un 285’ inci maddesi kısmında reeskonta tabi tutulmamaktadır. Finansal kiralama kredi işlemi olarak da görülmektedir. Kiralayana ödenen bedellerin faizi finansman giderine tabidir. ”Kiralayan şirketin yurtdışında bulunması halinde kiracı tarafından 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’ un değişik 24’ üncü maddesine göre tevkifat yapılacağı tabidir.”(93/5147 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 3’ üncü maddesinin (a) bendi gereğince /1) Mükerrer 290’ıncı madde hükümleri 01.07.2003 tarihi itibariyle yapılan kiralamalara uygulanmak üzere yürürlüğe girecek ve bu tarihten önce yapılan finansal kiralama sözleşmelerine dahil olan varlığın ödeme planına istinaden fatura edilecek, fatura edilen finansal kiralama bedelleri gider olarak gösterilecektir (Öztürk ve diğerleri 2007).

– Kiralayanın Avantajları

Finansal kiralamaya konu olan malı, kiraya veren taraf bakımından satabilme alternatifiyle karşılaştırarak çok daha fazla bir kar avantajı yakalamaktadır. Kiracı sözleşme müddeti bitiminde satın alma hakkı var ve bunu kullanma hakkı da, kiralayan taraf finansal kiralamaya konu olan iktisadi malı devralarak yeniden değerlendirmektedir (Toroslu, 2000).
Genellikle kira sözleşmesi yapılırken, kiralayanın ödeme gücü dikkate alınır ve buna göre bir ödeme planı belirlenir. Bu durum, kiracı işletmeye bir nakit akımı avantajı sağlamaktadır. Örnek olarak, mevsimlik iş yapanların yaz ayları ve kış aylarından farklı olarak nakit girişleri birbirinden farklı olduğundan ödeme şekli yüksek olan aylara göre düzenlenebilir.

Finansal kiralamanın işletmelere maliyeti, kredi maliyetinden daha az olabilir. Çünkü, kredi açılmasıyla kredi kurumları, riskin yüksek olduğu nedeniyle teminat istemektedir. Oysaki kiralama durumunda iktisadi varlık kiralayanda kalması gerektiğinden riski en aza indirerek teminat oranında düşürülebilir. Diğer yandan uzun süreli finansal kiralama sözleşmelerinde maliyet önceden belirlenir, kiralayan açısından doğru bütçe olanağı verilebilir.

Bilindiği gibi, günümüzde bütün alanlarda, teknoloji hızla gelişmektedir. Bu nedenle, işletmeler ve yatırımcılar tarafında bir iktisadi kıymete sahip olmaktansa, kullanım hakkını elde etmek daha ağır basmaktadır. Eski teknolojilerdense yeni teknolojiler bu tür işletmelere göre ön plandadır. Fakat yeni teknolojiler eskilere kıyasla önemli finansal sorun oluşturmaktadır. Be sebeple, başka finansman yöntemlerine alternatif bir çözüm olarak gelişen leasing yöntemi, yatırımcılara ekonomik ömrü kadar kullanabilmek yerine, teknolojik ömrü kadar uzun kullanma imkanı sağlamaktadır. Bununla beraber, yatırımcılar teknolojik gelişmeleri takip eden tesislerini yeni gelişmelere göre leasing yardımıyla yenileyebilmektedir (Ceylan, 2006) (Akt. Pektaş, 2009).

– Ülke Ekonomisi Açısından Avantajları


Finansal kiralama yeni teknolojilerin gelişmiş ülkelere getirilmesine olanak sağlamaktadır. Finansal kiralama konusu malın ekonomik ömründen daha kısa bir süre sonra yerine yeni teknolojiye dayanan bir başkasının kiralaması mümkündür. Finansal kiralama finansman kaynaklarını daha etkin ve daha esnek şekilde kullanılmasına olanak sağlamakta; bu finansman kaynaklarını daha verimli alanlara yöneltilmesini sağlayarak sermaye oluşumuna sebep vermektedir.

2-) Finansal Kiralamanın Dezavantajları

Finansal kiralamanın avantajlarının yanı sıra dezavantajları da bulunmaktadır.

  • Kur riski
  • Sınırlı Kullanım Serbestliği
  • Tarafların Sorumluluğu Konusu
  • Hurda Değerinin Saptanması
  • Kaynak Savurganlığına Yol Açabilme
  • Vergilendirme Sorunları
  • Hızlandırılmış Amortisman Yöntemlerinden Yararlanamama
  • Kredi Almada Dezavantaj

 

 

-İLETİŞİME GEÇİN-
Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumlara bak