GOZALLI

Avukatlık

Avukatın görevinin engellenmesine yönelik tehdit kamu görevini yaptırmamak için direnme suçunu oluşturur

"Avukatlık mesleğinin mahiyeti değerlendirildiğinde, avukatların görevlerinin engellenmesine yönelik tehdit veya cebir eylemlerinde kamu görevini yaptırmamak için direnme suçunun oluşacağı kabul edilmelidir."

Yargıtay 18. CD.,
E. 2017/542 K. 2017/7739
T. 14.6.2017

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı 09/01/2013 tarih, 2013/79 esas sayılı iddianamesi ile; “şüpheli …’in, Zonguldak Barosuna kayıtlı Av. ….’nin alacaklı vekili olarak başlattığı 2. İcra Müdürlüğünün 2011/383 no’lu dosyasında borçlu olduğu, haciz işlemi nedeniyle 12/06/2012 tarihinde şüphelinin, Av…..’yi tehdit ettiği, bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 02/11/2012 tarihinde ise, mağdur Av. …’nin, Zonguldak 1. Noterliği önünde Av. ….’yi beklediği sırada şüphelinin, mağdurun yanına gelerek ona “haczi niye kaldırmadığını, sonucunun kötü olacağını, 3 ay yatıp çıkarım çıktıktan sonra ne yapacaksın öldürürüm seni” dediği, mağdurun, şüphelinin yanından ayrılıp aracına yöneldiği, şüphelinin bu sırada yumruklarıyla mağdura vurarak onun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek bir şekilde yaralanmasına sebep olduğu” belirtilerek şüphelinin, görevini yaptırmamak için direnme suçundan eylemine uyan TCK 265/1. maddesi (1136 sayılı yasanın 57. maddesi) uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi” talep edilmiştir.

Yargılama sonunda, tehdit ve kasten yaralama suçlarından sanığın mahkumiyeti yönünde Zonguldak 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 06/06/2013 tarih ve 2013/25-415 E– K. sayılı kararın sanık tarafından temyizi üzerine,

Dairemizce 20/01/2016 tarih ve 2015/5208-2016/1063 EK. sayılı karar ile;

“Sanığın, borçlu olduğu icra dosyasında alacaklı vekili olan mağdur …’yi, yapılan haczi kaldırmayı sağlamak amacıyla tehdit ettiği ve tekme atmak suretiyle yaraladığı olayda, TCK’nın 6/1-d maddesine göre yargı görevlisi olan avukata yönelik tehdit ve yaralama eylemlerinin aynı Kanunun 265/2. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında tehdit ve yaralama suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi” biçimindeki gerekçeyle, tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.

I- YEREL MAHKEMENİN DİRENME KARARININ KAPSAMI:

Zonguldak 2. Asliye Ceza Mahkemesi 06/06/2013 tarih ve 2013/25-415E- K. sayılı kararında;

“Sanığın Zonguldak 2. İcra Müdürlüğünün 2011/383 esas sayılı dosyasında borçlu olduğu, alacaklıyı temsilen katılan …’nin haciz işlemini gerçekleştirmesine sinirlenen sanığın, hacizden sonra katılanla yolda karşılaştığında, bu nedenle onu ölümle tehdit ettiği ve ayrıca saldırarak yaraladığı, her ne kadar sanığa iddianamede TCK 265. maddesinden ceza tatbiki talep edilmiş ise de; katılan …’nin olay esnasında haciz işleminde olmadığı, böylelikle bu eylemin ölümle tehdit suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, sanığın tehdit ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar vermiş, verilen bu karar sanık tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 20.01.2016 tarih ve 2015/8208-2016/1063 EK sayılı kararı ile, “Sanığın, borçlu olduğu icra dosyasında alacaklı vekili olan mağdur …’yi, yapılan haczi kaldırmayı sağlamak amacıyla tehdit ettiği ve tekme atmak suretiyle yaraladığı olayda, TCK’nın 6/1-d maddesine göre yargı görevlisi olan mağdura yönelik tehdit ve yaralama eylemlerinin aynı Kanunun 265/2. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında tehdit ve yaralama suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi” gerekçesiyle, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizin bozma kararındaki gerekçe, Yerel Mahkeme tarafından kabul edilmeyerek, önceki karar “Sanığın Zonguldak 2. İcra Müdürlüğünün 2011/383 esas sayılı dosyasında borçlu olduğu, alacaklıyı temsilen mağdur …’nin haciz işlemini gerçekleştirmesine sinirlenen sanığın, hacizden daha sonra bu mağduru yolda gördüğünde bu nedenle ölümle tehdit edip, saldırarak yaraladığı, sanığın kaçamaklı savunmaları, katılanların baştan beri tutarlı anlatımları, tanıkların anlatımları, doktor raporları, tutanaklar ve tekmil dosya kapsamından anlaşılmış; her ne kadar sanığa iddianamede TCK 265. maddesinden ceza tatbiki talep edilmiş ise de; mağdur …’nin olay esnasında haciz işleminde olmadığı, böylelikle bu eylemin ölümle tehdit suçunu oluşturduğu, sanığı eyleme sevk eden nedenin katılanın görevi nedeniyle yaptığı haciz işlemine duyduğu öfke olması nedeniyle tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı ve sanığın belirtilen şekilde cezalandırılması gerektiği; belirtildiği üzere eylem esnasında katılanın herhangi bir görevde bulunmayıp sadece yoldan geçtiği, bu nedenle etkin direnmenin olamayacağı, sanığı eyleme sevk eden saikin çok daha sonraları bu görevi nedeniyle katılana duyduğu öfke olduğu, bu nedenle önceki Mahkememiz hükmünde ısrar edilmesi gerektiği” gerekçesiyle usul ve yasaya uygun bulunarak Dairemizin bozma kararına karşı direnilmiştir.

II- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:

02.12.2016 tarihli 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ın 307. maddesi uyarınca, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 14/12/2016 tarihli ve 2016/1216 Esas, 2016/1748 Kararı ile dosya Dairemize gönderildiğinden, direnme kararı üzerine verilen hükmün Dairemizce incelenmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümünde, “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” başlığı ile düzenlenen 265. maddesi;

“(1)Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2)Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3)Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

(4)Suçun, silâhla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5)Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır” şeklindedir.

Görevi yaptırmamak için direnme suçu ile korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Bu suçun oluşması için, mağdurun kamu görevlisi olması ve somut olayda bir kamu görevini yerine getirmeye çalışması, bununla birlikte yapılan işin, kamu görevlisinin görevine giren bir iş olması, engellenmeye çalışılan kamu görevinin icrasına başlanması ya da başlamasına kesin gözüyle bakılması, failin kamu görevlisine yönelen eylemi ile mağdurun yürüttüğü kamu görevi arasında bir illiyet bağı bulunması, fiilin mağdur kamu görevlisinin yürüttüğü kamu görevini engellemeye yönelik olması, failin suçun tanımındaki unsurları bilerek eylemini gerçekleştirmesi gerekir.

Üzerinde durulması gereken bir diğer hususta avukatların görevlerinin engellenmesine yönelik tehdit veya cebir eylemlerinde görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşup oluşmayacağıdır. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 1. maddesinde, “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest meslektir.” hükmüne yer verilmiştir. Avukatlık Kanununun 57. maddesinde, “görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır” denilmektedir. TCK’nın 6/1. maddesinin (d) bendinde ise, yargı görevi yapan ibaresinden “yüksek mahkemeler ve adli, idari ve askeri mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ile avukatlar” anlaşılmakla, bu suçun avukatlara yönelik olarak ta işlenebileceği kabul edilmelidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, mağdurun müvekkilinin bir alacağını tahsil amacıyla borçlu olan sanık hakkında icra takibi yaptırdığı alacağın tahsili amacıyla sanığın malvarlığına haciz işlemi uygulattığı anlaşılmaktadır. Sanık, olay günü yolda karşılaştığı mağduru, bu haczin kaldırılmasını sağlamak amacıyla tehdit ettikten sonra basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına sebep olmuştur. Sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği sıradaki amacı, haczin kaldırılması ve haciz sonrasında mağdur tarafından yapılabilecek icra işlemlerinin önüne geçerek mağdurun görevinin gereğini yapmasını engellemektir.

Dairemizin 10.06.2015 tarih, 2015/2023-2454 EK sayılı kararındaki “Avukat olan katılanın, alacaklı vekili olarak süresinde borcunu ödemeyen sanık hakkında icra takibinde bulunacağını söylemesi üzerine, sanığın katılana hitaben “çeki takibe koyarsan ceza yersin, cezanı ben keserim, seni gebertirim” şeklinde sözler sarf ettiğinin anlaşılması karşısında, eylemin, TCK’nın 6/d maddesi delaletiyle aynı Kanunun 265/2. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,” biçimindeki gerekçesi dikkate alındığında, “sanığın haciz işlemini yapan mağduru tesadüfen görmesi üzerine sinirlenerek onu tehdit edip ardından da darp ettiği, olay anında mağdurun haciz işleminde olmadığı bu sebeple sanığın eylemlerinin ayrı ayrı tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturacağı” yönündeki mahkeme kararı yerinde görülmemiştir.

III- KARAR:

Yukarıda açıklanan gerekçelerle,

Dairemizin 20/01/2016 tarih ve 2015/8208-2016/1063 EK. sayılı bozma kararındaki gerekçeye göre, Yerel Mahkemece verilen direnme kararı yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak, 6763 sayılı Yasanın 36. maddesiyle değişik CMK’nın 307/3. maddesi hükmüne göre dosyanın Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 14/06/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz