GOZALLI

Avukatlık

Favorilerine ekle
Favorilerinden çıkar

İptal ettirilmedikçe abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden kullanıcı ile abone müteselsilen sorumludur

"...abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur..."

Yargıtay 3. HD.,
E. 2019/1045 K. 2019/7176
T. 26.9.2019

“TİCARET MAHKEMESİ”

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı; davalı tarafından 02.09.2013 tarihinde 16.759,30 TL’lik su faturası tahakkuk ettirildiğini, adresteki işyerinin 23.08.2012 tarihinde kapatıldığını, o tarihten sonra faaliyet olmadığını, tüketim yapılmadığını, su aboneliğini iptal ettirmediğini belirterek, 16.759,30 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı; 22.08.2013 tarihinde sayacın okunmasında endeksin 1743 olduğunun tespit edildiğini ve 16.761,70 TL borç tahakkuk ettirildiğini, davacının aboneliğini uygun olarak sona erdirmediği için sorumluluğunun devam ettiğini, 18.09.2013 tarihinde yapılan incelemede sayacın endeksinin 262 olarak okunması üzerine sayacın muayene edilmesi işlemlerinin başlatıldığını, ancak Bilim Sanayi Teknik İl Müdürlüğünce sayaca müdahale tespit edildiğinden muayenesinin yapılamadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05/04/2018 tarihli ve 2016/8046 E., 2018/3577 K.sayılı ilamı ile; “..dosyanın incelenmesinde; mahkemece “davanın kabulüne” karar verilmekle yetinildiği, ancak yüklenen borç ve tanınan hakkın niteliği ve miktarının belirtilmediği görülmektedir. O halde; mahkemece taraflara yüklenen borç veya menfi tespit hükmü ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verildikten sonra davacının borçlu olmadığı miktarı belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak nitelikte HMK’nın 297. maddesine aykırı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile, davacının davalı … Genel Müdürlüğüne 16.759,30 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık dönemsel tüketim faturasından dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda; sayaca müdahale edildiğine ilişkin usulüne uygun ayar raporu mevcut olmadığından kaçak su kullanıldığının ispatlanamadığı yönünde kanaat bildirilmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, bilirkişi raporunda incelenen hususlar dava konusu endeks okumasından sonraki olay ve işlemlere ilişkin olup, iş bu davanın konusu dışında olduğundan değerlendirmeye alınamaz.

Davacı dava dilekçesinde açıkça 02.09.2013 tarihli dönemsel tüketim faturasına yönelik borçsuzluğun tespitini istemiş, aboneliğin bulunduğu işyerinde faaliyet olmadığı, su tüketimi bulunmadığını ileri sürmüştür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur.

Somut olayda; davacının su abonesi olduğu, aboneliğin bulunduğu işyerinin kapatılmasına karşın aboneliğini sonlandırmadığı, davaya konu edilen su tüketim bedelinden sorumlu olacağı kuşkusuzdur.

O halde mahkemece; su abonesi olan davacının aboneliğini sonlandırmadığı sürece tüketilen su bedelinden sorumlu olduğu, daha az tüketim yaptığına dair bir iddia da ileri sürülmediğinden bilirkişi incelemesine gerek olmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN