Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile ilgili olarak sıklıkla duyulan bir kavram olan “ultra vires” ticaret şirketlerinin ana sözleşmelerinde yazılı olan konular dışında hukuki işlem yapamayacakları anlamına gelir.

Bir başka deyişle, şirketin sözleşmesinde yazılı işletme konularıyla bağlı olması, işletme konuları dışında yaptığı işlemlerin şirketi bağlamaması anlamına gelir.

Örneğin; eski TTK zamanında, gayrimenkul alım-satım işiyle uğraşan bir anonim şirket, esas sözleşmesinde yazmıyorsa inşaat işi yapamaz; bu işi yapabilmesi için şirket esas sözleşmesinde değişikliğe gitmesi gerekirdi. Zira 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu’nun 137’nci maddesinde

Ticaret şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup şirket mukavelesinde yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartıyla bütün hakları iktisap ve borçları iltizam edebilirler.”

denilerek, ticaret şirketlerinin hak ve borç ehliyeti şirket sözleşmesinde yazılı işletme konusu ile sınırlandırılmış idi. İşletme konusu dışında yapılan işlemler “ultra vires” ilkesinin bir sonucu olarak yok hükmünde sayılmaktaydı. Bu da ticari yaşamda bazı önemli sıkıntılar doğuruyordu. Örneğin; şirketler bu yasağa takılmamak için işletme konularını oldukça geniş tutuyor, gelecekte yapmayı düşündükleri işleri dahi şirket sözleşmelerine yazıyorlardı. Bu nedenle ticaret unvanı yarım sayfayı bulan şirketler görmek mümkündü. Diğer bir sorun ise; yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılmasının işlem ve pazar güvenliğini olumsuz etkilemesiydi. İşletme konusu dışında yapılan işlemin 5-10 yıl sonra gündeme gelmesi, bu işleme dayalı olarak yapılan onlarca işlemi de şüpheli hale getiriyordu.

Bu olumsuzlukları dikkate alan yasakoyucu, 13 Ocak 2011 tarihinde kabul ettiği 6102 sayılı TTK ile ultra vires ilkesini kaldırdı. Ultra vires ilkesi kalktığı için, artık şirketlerin hak ehliyetlerinin sınırını işletme konusu çizmemektedir. Diğer bir deyişle, şirketlerin işletme konuları dışında yaptıkları işlemler de şirketleri bağlamakta, yok hükmünde sayılmamaktadır.

Ancak, ultra vires ilkesinin terk edilmiş olması, uygulamada bazen yanlış anlaşılmakta ve yapılan her işlemin şirketi bağlayacağı şeklinde yorumlanmaktadır. Oysa, işletme konusu dışında yapılan işlemler, işlemin işletme konusu dışında kaldığının işlemin karşı tarafı üçüncü kişi tarafından bilindiğinin veya hâlin icabı gereği bilinmesi gerektiğinin ispatlanması kaydıyla anonim ve limited şirketi bağlamayacağı gibi yine, anonim şirketlerde sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülenmiş olup da tescil ve ilan ettirilen temsil yetkisi dışındaki işlemler de şirketi bağlamayacaktır.

Bu konuda gözden kaçan bir diğer ayrıntı da, TTK’nın ultra vires ilkesini kaldırdığı halde şirketin rücu hakkını saklı tutmasıdır. Bir diğer deyişle, şirketin amacı ve işletme konusu dışında yapılan işlemler şirketi bağlayacak, bu işlemler nedeniyle üçüncü kişiye karşı şirket sorumlu olacak olsa dahi temsil yetkisinin sınırını aşan kişiye karşı şirket rücu edebilecektir. Bu nedenle şirketlerin yönetim organları ve yöneticileri şirketin esas faaliyet alanı dışındaki işlere girişirken son derece dikkatli olmalı ve zarar olasılığı yüksek olan işlerden kaçınmalıdırlar. Zira yapılan işlem kural olarak şirketi bağlasa da, bir zararın doğması durumunda genel kurul, (şirket ortakları) oluşan zarardan dolayı şirketin yönetim organı üyelerine rücu edebilecektir.

Kaynak: 1, 2

-İLETİŞİME GEÇİN-
Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumlara bak