“…bankadaki hesap hareketleri ve diğer deliller de incelenerek sonucuna göre karar verilmek üzere bozma yapılmışsa da özellikle atıf yapılan aile mahkemesi dosyasındaki bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla verilen hesap numarasına dair hesap hareketleri dosyaya kazandırılmadan sadece ilgili bankaya müzekkere yazılarak cevabi yazının dosya içerisine alınmasıyla yetinilmesi gelen hesap numarasının aile mahkemesi bilirkişi raporu ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi bozmasında atıf yapılan banka hesabı olup olmadığının ve hesap hareketlerinin değerlendirmesi ve karşılaştırması yapılmaksızın, belirtilen taşınmaz yönünden sadece taşınmazın gerçek değeri ile davalı … tarafından üçüncü şahıstan satın alınırken ödenen bedel arasındaki farkın hayatın olağan akışına aykırı bir durum oluşturduğundan muvazaalı olduğunun kabulü ile bozmanın gereği yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.”

4. Hukuk Dairesi 2020/328 E. , 2020/1387 K.

“İçtihat Metni” MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

 

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 27/09/2002 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 24/10/2017 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/02/2020 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalılardan asıl … vekili Avukat … geldi. Karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Pandemi nedeniyle belirlenen yeni gününde dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

Dava, muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davacı ve davalı …’nın evlilik birliği devam ederken adı geçen davalının davacı eşinden mal kaçırma amaçlı olarak bankalardaki paralarını çektiğini ve hemen akabinde boşanma davası açtığını, bu aşamada taşınmaz mallarını da kaçırmaya çalıştığını, adına kayıtlı İkitellide bulunun dükkanlarını kardeşi davalı …’e satmış gibi gösterdiğini, ayrıca yine davalı …’ın parası ile davalı …’e adına daire alındığını, davacının iyi bir eğitim aldığını ve Osmanlı Bankası’ndan emekli olduğunu, söz konusu taşınmazların alınmasında katkısı bulunduğunu belirterek, davalılar tarafından yapılan işlemlerin mal kaçırma amacı ile yapıldığını belirterek devir ve tescil işlemlerinin iptali isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili, davalı …’nın maddi durumunun iyi olduğunu, dava konusu daireyi bizzat kendisinin aldığını, kardeşi …’ın maddi durumu bozulduğundan …’deki dükkanları satmak zorunda kalınca davalı …’in satın aldığını, işlemlerin hukukuken geçerli olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ilk karar, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 14/10/2014 gün, 2013/5014 esas ve 2014/13312 karar sayılı ilamıyla, dava konusu İkitelli’deki dükkanların davalı … adına kayıtlı iken boşanma davası açılmasından hemen önce davalının kardeşine satıldığı, yapılan bu satış işleminin davacının alacağının tahsilini engellemeye yönelik muvazalı bir satış olduğundan iptali gerektiği, …’de bulunun daire yönünden ise, yine boşanma davasından hemen önce davalı kardeş adına satın alındığı, boşanma davası sırasında alınan bilirkişi raporunda, 17/04/2002 tarihinde davalılar adına müşterek hesap açıldığı ve hesaba 28.899,89 dolar yatırıldığı, 27/05/2002 tarihinde ise bu hesabın kapatıldığı, 40.457,315 TL olarak davalı … hesabına yatırıldığı, daha sonra paranın nasıl değerlendirildiğinin belli olmadığı belirtilerek, dava konusu apartman dairesinin paranın çekildiği tarihten bir gün sonra 28/05/2002 tarihinde satın alındığı da gözetilerek, taşınmazın satış tarihi, bankadaki hesap hareketleri ve taşınmazın değeri araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Yargtay 17. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de bozmanın gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, …’de bulunan daire yönünden yapılan bozmanın gerekçesinde; taşınmazın boşanma davasından hemen önce davalı kardeş adına satın alındığı, boşanma davası sırasında alınan bilirkişi raporunda da, 17/04/2002 tarihinde davalılar adına müşterek hesap açıldığı ve hesaba 28.899,89 dolar yatırıldığı, 27/05/2002 tarihinde ise bu hesabın kapatıldığı ve 40.457,315 TL olarak davalı … hesabına para yatırıldığı, daha sonra paranın nasıl değerlendirildiğinin belli olmadığı belirtilerek, bankadaki hesap hareketleri ve diğer deliller de incelenerek sonucuna göre karar verilmek üzere bozma yapılmışsa da özellikle atıf yapılan aile mahkemesi dosyasındaki bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla verilen hesap numarasına dair hesap hareketleri dosyaya kazandırılmadan sadece ilgili bankaya müzekkere yazılarak cevabi yazının dosya içerisine alınmasıyla yetinilmesi gelen hesap numarasının aile mahkemesi bilirkişi raporu ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi bozmasında atıf yapılan banka hesabı olup olmadığının ve hesap hareketlerinin değerlendirmesi ve karşılaştırması yapılmaksızın, belirtilen taşınmaz yönünden sadece taşınmazın gerçek değeri ile davalı … tarafından üçüncü şahıstan satın alınırken ödenen bedel arasındaki farkın hayatın olağan akışına aykırı bir durum oluşturduğundan muvazaalı olduğunun kabulü ile bozmanın gereği yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ :

Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA ve davalılar yararına takdir olunan 2.540,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

 

-İLETİŞİME GEÇİN-
Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumlara bak